Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında ilan ettiği 4 Haziran Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü (International Day of Innocent Children Victims of Aggression) dünyanın hemen her yerinde yapılan fiziksel ve psikolojik sömürü, haksız güç kullanımı, yaşamı elinden alınan çocukları, öksüz ve yetim kalan milyonlarca çocuğun sesini duyurmanın yolunda bilinç ve farkındalık oluşturmayı amaçlar.

İHH’nın (İnsani Yardım Vakfı) yayınlamış olduğu 2020 Yetim Raporu‘nun verilerinden yararlandığım yazımda dünyanın gündemi her saniye farklı bir konuyla şekillenip geride bıraktığımız koca bir sene küresel ölçekte Covid-19 pandemisiyle mücadele içinde geçerken, Bu değişken dünya gündemi içerisinde dile getirilmeyen, olağan hale gelen savaş ve göç mağduriyetinin hızla artış gösterdiğini kaleme aldım. Dünya’nın dört bir yanında savaş, çatışma ve göçün ortasında binlerce çocuk yaşamını yitirirken; milyonlarca çocuk doğduğu topraklardan başka ülkelere zorunlu olarak göç ediyor.

Alan Kurdi

Çocukları kaybediyoruz

Savaş ve göç olayları içerisinde yetim kalan çocukların eğitimsiz ve zorlu yaşam şartlarıyla baş başa bırakılması telafisi mümkün olmayan kayıplara sebep olmaktadır. Zorlu yaşam koşulları, sağlıksız barınma ve yetersiz beslenme çocuğun fiziksel sağlığını ve gelişimini olumsuz etkilerken, mülteci ya da sığınmacı olarak yaşadıkları ülkelerde dışlanma, fiziksel ve ruhsal sömürü ise psikolojik olarak negatif etkilere sahiptir. Günümüzde ebeveyn ve yakın aile fertlerinin himayesinden mahrum kalmış çocuklar için çalışmalar yürüten çok sayıda resmi ve sivil toplum kuruluşu bulunsada çocuklar için savaş ve göçün mağdurları artış göstermektedir.

İnsanların çocukluk dönemini nasıl geçirdikleri fiziksel gelişimin yanı sıra psikolojik anlamda yaşadıkları ortam, öz şefkat ve ilginin nasıl sağlandığı konusu da çok önemlidir. Bir toplumun çocukluk döneminde olan nüfusunun nasıl bir süreçten geçtiği gelecek dönemdeki toplumsal ruh sağlığını olumlu veya olumsuz etkilemektedir.

Öksüz ve yetim çocuk sayısı 140 milyonu geçti

UNICEF’in paylaştığı verilerine göre dünyada her gün 10.000’e yakın çocuk öksüz veya yetim kalmaktadır. Verilerin tamamı savaş ve göçün yanı sıra diğer sosyal etkileride barındırmaktadır. Yine uluslararası verilere göre, öksüz ve yetim çocuk sayısı en az 140 milyon olarak kabul edilmektedir. Resmi verilerin net rakamlara ulaşamadığını varsayarsak istatistiklere yansımayan milyonlarca yetim veya kimsesiz çocuğun bulunduğunu söylemek mümkündür.

Yetimliğe sebep olan ekonomik koşullar ve sağlık olanaksızlığının yanı  sıra en büyük sebebin savaş ve çatışma olduğunu biliyoruz. 2018 yılında silahlı çatışmalarda 100.000’e yakın insan hayatını kaybetmiş, on binlerce çocuk yetim ve öksüz kalmıştır. Bu ölümlerin %80’i İslam ülkelerinde gerçekleşen iç savaş ve çatışmanın sonucudur. Suriye’de gerçekleşen iç savaş sonucunda 18 yaş altı 9 milyon 200 bin çocuk çeşitli sebeplerle yardıma muhtaç hale gelmiştir. Ülkede 1 milyona yakın çocuğun ise yetim kaldığı sadece tahmin edilmekte.

Civilians who had remained in west Mosul during the battle to retake the city, lined up for an aid distribution in the Mamun neighbourhood. After months of being trapped in the last remaining ISIS held areas of the city the people in west Mosul were severely short on food and water. Those who chose to remain in the city rather than go to one of the many camps for displaced people, initially relied on aid in order to survive. 15/03/2017

10.000 çocuk Avrupa’da kayboldu

Yetim ve kimsesiz kalan çocukların hayatlarını devam ettirebilmeleri için gerekli temel haklardan muzdarip olmaları durumunda bu koşullarda yaşamlarını devam ettirip toplum içinde maddi ve manevi yoksunluğun getirisiyle çeşitli tehlikelerin hedefinde olduklarını biliyoruz. Örneğin Avrupa’ya sığınmacı olarak giden çocuk sayısı 200.000 civarındayken son beş yılda 10.000 den fazla çocuğun Avrupa ülkelerinde kaybolduğu bilinmektedir.

Herkes için yıkıcı ve zor olan olan savaş süreçleri, yetim ve kimsesiz çocuklar için dayanılması çok daha zor olan bir sorundur. Yetimler savaşın olumsuz fiziksel ve psikolojik şartları içerisinde yaşamlarını sürdürebilmek için müsadele verirken, beslenme, barınma, sağlık, güvenlik ve eğitim başta olmak üzere temel hak ve gereksinimlere ulaşmakta ciddi sıkıntılar çekmektedirler. Türlü sosyal, ekonomik ve psikolojik zorluklarla karşı karşıya kalan çocuklar; hastalık, açlık, engellilik, kaçırılma gibi sorunlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Savaş çocukları hiç birimizin aklında tezahürü olmayan her türlü istismarın hedefi haline gelmektedirler.

Migrants crossing the border from Serbia into Hungary.

Çocuklar suç örgütlerinin ağına düşüyor

Ebeveyn ve yakın aile fertlerini kaybeden çocukları çeşitli riskler ve tehditler bekliyor. Herhangi bir sebeple korunmaya muhtaç olan ve kimsesiz kalan tüm çocukların koruma altına alınması gerekiyor. Ağır işlerde çalıştırılma, çocuk işçi, organ ve fuhuş mafyası gibi suç örgütlerinin kötü amaçları için kullanılma savaş ve göç mağduru çocukların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerdir.  Günümüzde 30’dan fazla ülkede 300.000’e yakın çocuk aktif olarak savaştırılıyor. Yine dünya genelinde 5-17 yaş arası 218 milyon dan fazla çocuk işçi olduğu ve bunların en az 73 milyonunun tehlikeli işlerde çalıştırıldığı bildirilmektedir. Bu çocukların önemli bir kısmını yetim veya kimsesiz çocuklar oluşturuyor. 1987-2007 yıllarını kapsayan 20 yıllık sürede kayıtlara geçen kayıp çocuk sayısı 1 milyon. Bu sayı gün geçtikçe artış gösteriyor. Kayıp çocukların büyük bölümü suç örgütlerince kaçırılıp hayatları tehlikede ya da ellerinden alınıyor.

Dünya’nın her yerinde çocukların ülke içi ya da ülkeler arasında çıkarlar için göç, savaş ve çatışma ortamında mağduriyeti, istismarı, ölümü ve daha nicesini yaşadığına tanık oluyoruz. Bizlerin onlar için yapabilecekleri çok daha fazla. Her şeyden önce büyük katliamlar olmadan büyük kayıplar gerçekleşmeden bir çocuğun bile yaşama, eğitilme, barınma, sağlık koşulları gibi temel haklarının savunucusu olmak biz insanlığın en büyük görevidir. Bunun yanı sıra her bir çocuk için politik adımların atılması, insanı yardım faaliyetlerindeki çalışmaların artırılması, devlet yönetimlerinin çocuk ve kadın odaklı yardım çalışmalarına bütçe çalışmalarını ayrıca ele alması ülke liderleri ve uluslararası yasama yürütme organlarının görevi ve borcudur.